Anasayfa » Köşe Yazıları » TOPRAK’A SAYGI

TOPRAK’A SAYGI

Sosyal Medyada Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

TOPRAK : Toprak kayaların ve organik maddelerin ayrışma ürünlerinin karışımından meydana gelen, içerisinde ve üzerinde canlıları barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan, belli oranlarda su ve hava ihtiva eden bir maddedir. Belirli hacme sahip toprak yüksek basınçta preslenip içerisindeki su ve hava tamamen çıkarılırsa toprak özelliğini kaybeder; çünkü susuz ve havasız ortamda canlı yaşamaz. Bu yüzden toprak canlı bir varlık olarak da ele alınmalıdır.

Bitkilerin gelişmesini sağlayabilmesi için ihtiyaç duyulan en az 40 cm kalınlığındaki olgun bir toprak tabakasının oluşumu için, 8.000-40.000 yıl gibi bir zamana ihtiyaç olduğunu dikkate alırsak, yenilenmesi çok uzun zaman alan doğal bir kaynaktır. Bu doğal kaynağı gelecek nesillerle sürdürülebilir bir tarım için aktarılması ve korunması gerekmektedir.

Son yıllarda dünyada tarım adeta yeniden keşfediliyor. Bir yanda açlık, beslenme yetersizlikleri ve gıda güvencesinde gelecek kaygısı, diğer yanda israfın yaşandığı bir dönemde tarım yeniden gündeme geliyor. Dünyada giderek artan sağlıklı ve dengeli beslenme kaygısı geçmişe yeniden hızlı bir dönüş arayışını da beraberinde getiriyor. Ülkeler telaş içinde. Gıda güvencesi ve gıda güvenliği alarm veriyor. İnsanlığın ve tüm canlıların geleceği, gıda üretimi ve gıda güvencesi için tarım toprakları önemli bir doğal kaynaktır. Toprağına sahip çıkan, onu koruyan ülkeler gelecek yüzyıllara daha güvenli bir ortamda geçeceklerdir.

İşte, bu süreçte tüm dünyada giderek “toprağa hücum” yeniden başladı.

Dünyada gıdanın bugün ve gelecek için ne kadar önemli bir silah olduğunu gösteren örnekler artıyor. Ülkeler artık tarım topraklarına daha fazla önem veriyor, korumak için daha radikal çözümler arıyor.

Küresel iklim değişikliği ve küresel şirketler, gittikçe daralan tarım alanları için ciddi sorunlar getiriyor. Susuzluk ve kuraklıkla birlikte geçim kaygısı taşıyan, ekmek, iş bulma derdinde olan insanoğlu için karamsar bir tablo var ortada. Modern tarım teknikleri ile birim alandan alınan verim arttırılmasına rağmen mevcut gıda sistemi artık dünya nüfusunu beslemekte yetersiz kalıyor. Çözüm su, toprak ve enerji kaynaklarını akılcı, sorumlu ve geleceğe de taşıyabilecek biçimde kullanmaktan geçiyor.

Tarım topraklarının hızla azalması bazen yasal yollarla, bazen de yasa dışı uygulamalarla oluyor. Tarım topraklarının korunması, amaç dışı kullanımının önüne geçilmesi ve planlanması amacıyla 2005 yılında 5043 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmıştır. Ancak, 2001-2005 arasında amaç dışı toprak kullanımına izin verilen alan yaklaşık 439 bin hektar iken, yasa sonrası dönemde ne yazık ki biraz daha artmıştır. 2005-2010 yılları arasında 484 bin hektar alan amaç dışı kullanıma gitmiştir. Demek ki ülkemizde yasalar da toprakları korumaya yetmemektedir.

Tarım toprakları en çok imara, inşaata, turizme, sanayiye feda ediliyor. Sadece 2011 yılı verilerine göre; konut için 124 bin dekar, sanayi için 224 bin dekar, madencilik için 124 bin dekar toprağı elden çıkarmış ve tarımsal üretim için geri dönüşü olmayan bir biçime getirmişiz.

Türkiye’de tarım arazileri hızla azalıyor

Türkiye’de ise tersine bir süreç yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve diğer kaynaklardan derlediğimiz verilere göre son 10 yılda yani, 2004-2013 döneminde Türkiye 2,78 milyon Hektar tarım arazisini üretim dışı bırakmış, yani kaybetmiştir. İklim değişikliğinin, kuraklığın, açlık ve yoksulluğun kol gezdiği dünyamızda bu kaybedilen toprağın ne kadar üretim anlamına geldiğini bazı karşılaştırmalarla açıklamak gerekir. Bu alan yaklaşık Belçika yüzölçümünü veya 3 Kıbrıs yüzölçümü kadardır.

Yukarıda da belirtildiği gibi 2001-2010 yılları arasında kanun gereği 923 bin hektar tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasına müsaade edilmişken, son 10 yılda 2,78 milyon hektar tarım arazisi amaç dışına çıkmıştır. Yani amaç dışına çıkartılmasına müsaade edilenin 1,5 katı izinsiz tarım dışına çıkartılmıştır.

27,8 milyon dekar tarım alanında Türkiye’nin ortalama verilerine göre; • 7,8 milyon ton buğday üretilebilirdi (ve bir o kadar da saman elde edilebilirdi) veya • 4,1 milyon ton kuru fasulye üretilebilirdi (sulama durumunda) veya • 3 milyon ton mercimek elde edilebilirdi.

Bu örnekler artırılabilir. Burada önemli olan milyonlarca dekar tarım arazisi ile aynı zamanda gıda güvencemizi de ne kadar tehlikeye attığımızdır.

2015, BM Genel Konseyi tarafından, “Uluslararası Toprak Yılı (The International Year of Soil, IYS) ” olarak ilan edildi. Dünya toprağın önemini anlamakta ve tarıma yönelmektedir.

Geldiğimiz ve gideceğimiz yer olan toprağa saygı önemli bir vazifedir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Kamu spotlarında çok güzel işlediği ancak uygulamadığı söyleminde de belirttiği gibi Topraklar bize Atalarımızın mirası değil çocuklarımızın emanetidir. Topraklarımızın gelecek nesillere kullanılabilir bir şekilde aktarılması konusunda tüm kurum kuruluş ve fert bazında herkesi vebal ve sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyorum.

Celil ÇALIŞ
Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı
tarimdedektifi.com


Sosyal Medyada Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

İlginizi Çekebilir

Bir fabrika gibi üreten İNEK – 1

Sosyal Medyada Paylaş        Değerli Dostlar, bugünkü yazımda sizlere bir fabrika gibi üreten ineğin birinci yazısını anlatmaya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Tema indir