Anasayfa » Ekonomi » Faruk Çelik : İçiniz rahat olsun!

Faruk Çelik : İçiniz rahat olsun!

Sosyal Medyada Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Konya’da düzenlediğimiz “İç Anadolu Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl Toplantısı”nda çiftçi ve üreticilerimize önemli mesajlar vererek; et, süt ve patatesle ilgili yaptığımız çalışmalara dikkati çektik.

 

Arazi toplulaştırmayla ilgili yoğun bir çalışma içerisindeyiz.

Yeni idari yapımızda bir genel müdürümüz yalnızca toprakla, toplulaştırmayla meşgul olacak. Meraların ıslahı konusunda da önemli adımlar attık. Tarıma el verişli 24 milyon hektar toprağımız var. Bunun ancak 20 milyon hektarını kullanabiliyoruz. Tarımda kullanılan araziyi geliştirmek zorundayız. Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyada yaşıyoruz. Avantajlarımız var ama diğer taraftan hızlı bir şekilde betonlaşma devam ediyor. Tarım arazilerimiz, betonlaşma tehdidiyle karşı karşıya. Toprak son derece önemlidir, toprağı korumak durumundayız. Verimli arazilerimizi betonlaştıramayız. Bununla ilgili el birliğiyle mücadele etmek zorundayız.

 

“Hadi gel köyümüze geri dönelim şarkısı gerçek olacak”

 

Çiftçilerimizin bilgi ve teknolojinin imkanlarıyla buluşturulması noktasında çalışmalar yapıyoruz.

 

Atadan kalma yöntemlerle tarım yapmak artık mümkün değil. Bu şekilde rekabet şansımız yok. Zaman kaybetmeden toprağın teknolojiyle buluşturulması gerekiyor.

 

Bu arada köyü ve köylüyü aziz kılacak yaklaşımlar içerisindeyiz. Hükümetimiz tarafından 18-40 yaş arasındaki genç nüfusun köye, meralara dönmesi ve oradaki potansiyelin ayağa kaldırılması için hibe ve kredi destekleri verilecek. Bu sayede bir gün ‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ şarkısı hayal değil gerçek olacak.

 

Bu yıl 11,6 milyar lira tarımsal destek vereceğiz. Bu çerçevede desteklemeleri yeniden ele alıyoruz. 2017’de havza bazlı yeni bir destekleme modeline tümden geçmiş olacağız. Bizim de şu anda 5-6 aylık süremiz var. İhtiyacımız olan ürünü verimli olduğu havzada üretmeyi destekleyen modele Türkiye geçmiş olacak. Bu, çiftçimizin önünü görmesi ve ürün planlaması açısından yeni bir dönem yeni bir bakış açışı olacak.

 

Tarım ve hayvancılık alanında ilgili mevzuatı azaltarak tarla ve sahaya inme vakti yaratacağız. Bu sayede bürokrasi de memurumuz da çalışanımız da evraktan ziyade sahaya inecek, ‘çiftçi, üreticiyle kamu el ele’ anlayışını ikame edeceğiz. Bununla ilgili idari yapıda atılması gereken adımları attık. Şimdi her işletmenin bir teknik sorumlusu olacak. Bu idari yapı kısa süre içerisinde faaliyete geçecek. Belki bu ay sonu belki nisan sonu itibarıyla verileri yavaş yavaş akmaya başladığı bir dönemi idrak etmiş olacağız.

 

“Siz noter değilsiniz”

 

Gündemimizdeki bir diğer konu da oda ve borsaların içinde yer aldığı sivil yapılanmalar. Bu yapıların çiftçi ve yönetimle adeta köprü vazifesinde olması gerekiyor.

 

Salondaki birlik ve oda başkanlarına sesleniyorum; arkadaşlar siz noter değilsiniz. Mührü bas, aidatı al. Bu en son düşünmeniz gereken bir şeydir. 50 parçaya bölünmüş bir destek var köylü köyünden geliyor oraya buraya git derken zaten adamın başı dönüyor. Bu konuda çok ciddi bir reforma ihtiyaç var. Birliklerimiz, odalarımız ve borsalarımız daha fonksiyonel olmalı. Onun için yasa taslağı toparlanmış durumda. Çiftçiyi, üreticiyi rahatsız edecek bir oda, birlik anlayışı olmaz. Sizin yol gösterici, sorun çözücü olmanız gerekiyor. Onun için çiftçiyle üreticiyle kol kola yürümesi gereken birlik ve odalarımızın dağınıklığını kabullenmek mümkün değil. Güzel bir dayanışma içerisinde olacak yapıyı birlikte kurmamız gerekiyor.”

 

“Ben seninle uğraşacağım”

 

Süt üretiminin artması demek hayvan varlığının artması demek. Bunu desteklememiz lazım ama şimdi sütü üreten üreticimiz var. Şimdi sütü üreten üreticimiz ile sanayicimiz, Ulusal Süt Konseyi’nde oturuyorlar biz bakanlık olarak orada yokuz ve burada diyorlar ki “sütün litresi 1 lira 15 kuruş.” Kim belirliyor, Ulusal Süt Konseyi. Biz var mıyız yokuz.

 

Peki şimdi kamuoyunda 85 kuruşa, 1 liraya alınıyor lafı nerden çıktı. Etrafımız ateş çemberi. Sıkıntılar olduğu için arz-talep dengesizliği var. Arz var ama talep oluşmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Oturdum sanayicilerle ne yapalım dedim. Süt günlüktür. İnek her gün sağılıyor ve değerlendirmemiz gerekiyor. O zaman ne yapalım dedik, “Sütü, tozuna dönüştürürsek zaman kazanırız ve ihraç ederiz” dediler. 4 bin lira süt tozu desteği istediler verdik. Bir süre sonra dünya piyasalarında düşme olduğu için 4 bin 500 olmasını istediler, yaptık. Bir sanayicimiz de “Ben 120 bin ton sütü çekeceğim” dedi süt tozu yapmak için. 3-4 aylık dönem içerisinde süt daha fazla çekilmiş olacak. Daha sonra zaten dondurma dönemi açılıyor ve orada fazla sıkıntı olmayacak.

 

Sütle ilgili tekrar sorunlar yaşanmaya başlandı. Geçen bir toplantıda söyledim ve şimdi de söylüyorum. Sanayici arkadaşım, 4 bin 500 lira destekle sen süt tozunu yap diye senin istediğin desteği verdik. Sen bunu yeterli görmeyip araya müteahhitleri koyuyorsan, uyanıklık yapıp 115 ton süt sözü verdiğinden sen aradan çıkıp araya müteahhitleri gönderip ucuz sütü alıp kendi fabrikanda işliyorsan benim senle işim var arkadaş. Ben seninle uğraşacağım. Yalnız ben değil Bakanlar Kurulu senle uğraşacak bunu bil. Böyle olmaz.

 

“Et ve hayvancılıkla ilgili çalışma Pazartesi Bakanlar Kurulu’nda”

 

Bize ithal et uzun süredir geliyor. Bir müddet daha gelecek. Hayvan varlığını bir noktaya çıkarıncaya kadar gelecek. Amaç üreticiyi ve sektörü hayvan varlığımızı istediğimiz noktaya taşımak zorundayız. Piyasadaki maliyetler belli. Burada üreticiyi sıkıntıya sokacak bir uygulamaya girmemek gerekiyor. Bizim eti yarı yarıya ucuza ithal etme imkanımız var. Fiyatı yarı yarıya düşürebiliriz. İthal ederiz piyasada fiyatı 15-20-22 liraya düşürürüz. Siz 35-32 liraya kıymayı almazsınız da 20-22 lirayla alabilirsiniz. Bu mümkün. Ama bu, bizim hayvan varlığına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bu doğru değil. Biz böyle bir ithalat peşinde değiliz.

 

Biz gelin halkın kullandığı kıyma ve kuşbaşı ile ilgili bir tavan belirleyelim ve etle ilgili kararlarımızı revize ederiz dedik. Birileri başka şeyler yapmaya çalışıyor. Uyanlara teşekkür ediyorum. Ama bu kadar ince, hassas konuyu anlamayıp “ben bunu daha pahalı satarım” diye havan varlığımızın geleceğiyle ilgili hesapsız, kitapsız hareket edenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum.

 

Alınan kararlar et ve süt varlığımızı artırmak içindir. Bunu destekleyecek olan bütün taraflardır. Aksi takdirde işin kolayına kaçarız. İki yıl alkış alırız bu geçici olur ve hayvan varlığınız büyük yara alır. Nasıl olsa bir 100 bin ton, 200 bin ton ete ihtiyaç var. Bunu fırsat bilip yaklaşanlara fırsat vermeyeceğiz.

 

Pazartesi günü Bakanlar Kurulu’nda ciddi sunumlarımız var. Orada aldığımız kararlar var. Et, hayvan nasıl gelecek buraya. Nasıl daha uygun şartlarda üreticiye verilecek. Nasıl hibe edilecek. Bunların çalışmalarını bakanlık olarak tamamlamış bulunuyoruz.

 

“Patates üreticimiz rahat olsun”

 

Bizlerdeki verilere göre patateste en az 700 bin tonunun üzerinde stok var. Biz bu konularla ilgilide bölge milletvekillerimizle beraber çalışmalarımızı yaptık ve tamamladık. Üreticimiz ve ihracatçımızı rahatlatacak yani sorunu ortadan kaldıracak çalışmamızı tamamladık. İnşallah önümüzdeki günlerde de bunu devreye koyacağız. Patates üreticimiz rahat olsun.


Sosyal Medyada Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

İlginizi Çekebilir

tarım haberleri

Üreticiye 79 milyon TL’lik ödeme

Sosyal Medyada Paylaş        Ürün alım bedellerinin yüzde 80’ini haftalık dilimlerle peşin ödeyen Marmarabirlik, 23 Kasım’da yapacağı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Tema indir