Anasayfa » Köşe Yazıları » Bir Fabrika Gibi Üreten İNEK – 2

Bir Fabrika Gibi Üreten İNEK – 2

Sosyal Medyada Paylaş
  • 53
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Değerli dostlar, daha önceki yazılarımda olumlu ve olumsuz birçok eleştiri aldım. Tüm okuyuculara teşekkür ederim. Doğal olarak herkesi memnun ve tatmin edecek durum ortaya çıkmazsa da, kendimizce dilimiz döndüğünce yazmaya çalışıyoruz. Zaten yazdıklarımızdan maddi bir beklenti veya rant elde etmek gibi bir durumumuz yok. Çok şükür, 60 kişilik bir ekiple çalışıyoruz. İşlerimiz iyi gerek yurt içinde gerekse yurt dışında şirketlerimiz var. Bizde deneyimli ve tecrübeli olduğumuz konularda okuyuculara faydalı olabileceğini düşündüğümüz bilgileri insanların istifadesine sunuyoruz. Ve şuna inanıyoruz. “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır.”(hadis-i şerif).

Bir önceki yazımı okuyanlar bilir, İneğin kutsallığını anlatan ve Kuran-ı Kerim’de Bakara Süresinde ve Musa Aleyhisselam zamanında geçen hadiseyi anlatmaya çalıştım.

Biz Musevi Cemaatinin 26 yıllık etini tedarik eden bir firmayız. Gelin işe ilk başladığım  1988 yılına geri dönelim.

İstanbul’da belirli bir yaşın üstünde olanlar Sütlüce mezbahasını bilirler. Hani şu anda büyük organizasyonların yapıldığı Haliç Fuar ve Kongre Merkezinden bahsediyorum. Burası Rahmetli Adnan Menderes zamanında açılan ve İstanbul’a 50 yıl hizmet veren mezbaha idi. Dönemin belediye başkanı Bedrettin Dalan zamanında kapatılmasına karar verildi. Ve 1985 yılında şu anda halen faaliyette olan İstanbul Tuzla Aydınlı Mezbahasının temeli atıldı, 1 Ocak 1989  yılında Sütlüce Mezbahasının faaliyetine son verildi. İstanbul büyük bir yükten, sıkıntıdan ve kirlilikten kurtuldu. Çünkü mezbahadan çıkan tüm atıklar(hayvan gübresi, kan, iç organlar v.b.)  ama her şey denize dökülürdü. Öyle ki;  kirlilik o kadar birikmişti ki Haliç’in ortalarında kirlilikten adacıklar oluşmaya başlamıştı.

halice

Haliç denizinde bırakın balıkların yaşaması, kötü kokudan dolayı insanlar toplu taşıma araçları ile geçerken burunlarını kapatırlardı.

Bugün ise Haliçte balıklar yüzüyor ve ter temiz medeni bir ülkeye yakışır vaziyette İstanbulluların ve tüm Türkiye’nin hizmetinde dir.  Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

halicy

Henüz 14 yaşındayken Rahmi Koç Müzesi karşısı Hasköy Lisesinde, (şimdiki adı Güner Akın Lisesi) ortaokul son sınıfına giderken okulların yetersizliğinden dolayı sabahçı ve öğlenci durumu vardı ve ben öğlenciydim. Sabah saat beşte kalkar sütlüce mezbahaya gider babama yardım ederdim. Saat 11 gibi işim biter eve gelir duş alır, yemeğimi yer sonra okula giderdim. Bu durum bir yıl kadar devam etti.

1989 yılında mezbaha kapandı. Bende Pendik Lisesine kayıt yaptırdım. Bir yıl boyunca hem iş hemde okul beni çok yordu. O dönemde Musevi Cemaatinin etini tedarik eden çok saygı duyduğum ve kırmızı et işini onlardan öğrendiğim Ustalarım rahmet ve minnetle andığım; rahmetli Orhan Şakir, rahmetli Tahsin Akyüz, rahmetli Hamza Kocaoğlu ve Rahmetli Burhan Alpay’dı. Saygın, ahlaklı birer tüccarlardı.

İşlerin yoğunluğu ve para kazanma durumu ortaya çıkınca 1990 yılında okulu bırakmaya karar verdim. Çünkü aynı zamanda evliydim. Geçmişe bakıyorum da 4 çocuğum var ve hepsi benim kadarlar.

Ustalarım belli bir yaşın üzerinde oldukları ve devamında çocukları et işi yapmadıkları için  Musevi cemaatine canlı hayvan tedarik etmede sıkıntı yaşadılar.

O dönemde halen hayatta olan Haham David Sevi bana dedi ki; “bizim eti tedarik edermisin?” Bizim zaten işe ihtiyacımız var ve çok çalışmam gerekiyor, okulu bırakmışım evliyim ve en önemlisi ise Cemaat piyasanın üstünde yüksek bir fiyattan eti alıyor. Üstelik sığır yani inek veya öküz eti ve hayvanların sadece ön kol dediğimiz piyasada ucuz olan eti alıyor.

Ama en önemli husus ise sıradan inek eti değil, önceki yazımda belirtmiş olduğum ve Cenabı Hakkın bize Bakara Süresinde tarif ettiği yüksek kaliteli Avrupa’nın ve Amerika’nın marble dediği mermerimsi yağ dokusuna sahip kalın eti alıyorlar. Çünkü bu et sadece inek veya öküz de olur. Dana da olmaz. Dana da olabilmesi için Amerika, Güney Amerika ve Avustralya’da 3 günlük iken hadım(kastre) edilmesi gerekir ve böylece dana da testosteron çalışmaz ve danalar yağlanır.

 

İnek gebe kalınca çok yiyor ve hızlı kilo alıyor, gebelik ve süt veriminin yüksek olduğu dönemde vücut adeta değişime uğruyor. Gebelik döneminde ve yavrulayıncaya kadar veya süt verimi yüksek olduğu dönemde inek kesilmez. Ama ineğin ayağı kırıldı veya başına bir hal geldiğinde kesilir ise eti çok kötü ve kalitesiz oluyor. Bu et yendiğinde insana herhangi bir fayda vermez. Hatta zarar verir.

Türkiye’de süt üretim çiftlikleri, genel olarak çiftliğindeki süt verimi düşük, yavru tutmayan, meme problemi olan, damızlığa elverişli olmayan ineğini atıl görmektedir. Üretici yüksek süt almak için protein ağırlıklı yem ile beslendiğinden dolayı atıl gördüğü ineğini ahırdan bir an önce satmayı tercih etmektedir. Damızlığa elverişli olmayan inek, mezbahaya geldiğinde deri ve kemik dışında et verimi çok düşük seviyededir. Oysaki damızlığa elverişli olmayan ineğini 100 gün gibi kısa süre içerisinde yoğun enerjili, kesif yem ile beslediğinde çiftçinin, üreticinin bugünkü rakamlarla 2000 TL para kazandığı gibi ülkemizdeki kırmızı et açığına da önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu programı en iyi uygulayan Hollanda firması VİON’ dur.

hollanda

Yukarıdaki fotoğrafa dikkatinizi çekmek istiyorum. Sağdaki zayıf olan sütten yeni çıkmış, bu şekilde mezbahaya geldiğinde, güncel fiyatı en fazla 185 kilo X 16.00 TL = 2960 TL Oysaki süt almak için yüksek protein yem ile beslemek değil, yüksek enerjili yem ile beslendiğinde 2000 TL yem ve bakım masrafla 120 günde 365 kilo X 20.00 TL = 7.300 TL soldaki inek gibi olmaması için hiçbir neden yoktur. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise akciğer gibi iç organları sağlıklı olması gerekir.

Tıpkı Kuran’ı Kerimde Bakara(inek) süresinde bahsi geçen sarı inek hadisesindeki marble yapıdaki mermerimsi yağ dokusuna sahip et ortaya çıkıyor. Eti O kadar iyi oluyor ki mucizelere konu oluyor ve Musevi Cemaati binlerce yıl önce Cenabı Allahın Kuranda bahsi geçen olayı takip ediyor ve bu eti tercih ediyor.

Bugünlük yazım bu kadar devamında bu etin önemini anlatacağım ve Dükkân Emre Mermerle başlayan Günaydın et, Nusr-et, Butcha, Özgür Chef gibi kısa zamanda tüm Türkiye’de 200’den fazla STEAKHOUSE’ların tüm etlerin inek eti olduğunu biliyor musunuz?

“ Kendinize ve İneğinize çok iyi bakın.”

Mehmet Emin Arslan
tarimdedektifi.com

 


Sosyal Medyada Paylaş
  • 53
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

İlginizi Çekebilir

Yaşlı Dünyamız Bir Yaşına Daha Giriyor

Sosyal Medyada Paylaş        Kelime anlamıyla yeni gün demek olan Nevruz, ülkemizde 21 Mart olarak bilinse de. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Tema indir