Anasayfa » Köşe Yazıları » Balıkçılık ve Biz Türkler…

Balıkçılık ve Biz Türkler…

Sosyal Medyada Paylaş
  • 51
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

balikcilikvebizturkler

Millet olarak biz maalesef balıkçılığı bilmiyoruz, bilmek istemiyoruz. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, bir o kadar da iç sularımız ve barajlarımız olduğu halde, kişi başı yıllık balık tüketimimiz, yeterli seviyede değil.

Sadece ve sadece 8 kiloğram. Bu rakam geri kalmış ülkeler seviyesinde bile değil. Bu makus talihi yıllarca kırmış değiliz. Bu bence Türkiye’miz açısından vahim bir durumdur.

Balık; sağlık açısından en uygun besin türü.

Eh üç tarafımız da denizle çevrili olduğuna göre, biz bu işi niye beceremiyoruz?

Eğri oturup doğru konuşmakta fayda var.

Birincisi; devletin bu konuda gerekli tedbirleri almaması.

Balıkçılığın teşvik edilmesi ve iyi denetlenmesi gerekiyor.

Teşvik desen adeta yok gibi. Balıkçının teknesinde kullandığı mazot indirimi yeterli değil. Denetleme ise hak getire.

Sahil Güvenlik, denizden mülteci toplamaktan, belki de bu işlere yeterince bakamıyor bile. Görmezden gelindiği iddiaları ise cabası.

Velhasıl denetleme olmayınca, güç şartlarda ekmeğini kazanmaya çalışan balıkçı da veryansın ediyor, ilerisini düşünemiyor. Belki de bu konuda eğitimi yetersiz.

Üreticinin durumu bu iken, tüketimde neredeyiz?

Maalesef orada da durumumuz hiç iç açıcı değil. Dedik ya; kişi başı balık tüketimimiz, yılda 10 kiloyu bile bulmuyor. Halkımızın üst elit kesimi hariç, ne balık kültürümüz var, ne de derya kuzuları sofralarımızı ayda bir bile şereflendiremiyor.

O Halde yapmamız gereken daha çok şey var. Ekonominin kuralıdır: Arzı talep belirler. Arz artarsa talep artabilir, ama talep olmazsa arzın bir anlamı yoktur. Bu noktada balık yemeyi, balık kültürünü öğrenmemiz lazım.

Birde tarl balığı balığı kavramı var.

Bilenler bilir tarlalarda havuzlar oluşturuluyor kültür balıkçılığı yapılıyor. Ben şahsen buna karşıyım ama zaten amaç burada tarlada ekteğinin karışılığında alınan paradan tarlada blık yetiştirenin aldığı desteğin fazla olması o zaman sorun yine destekleme politikasının yanlış çalışması ile gerçekleşiyor.

Sizin politikanız yanlış olunca ürün yetişecek tarlada balık yetirşir balık yetişecek alanda aşırı avlanmadan balık kalmaz. Tüm bunlarda bu ülkenin balıkçılığına zarar verir.

Öte yandan deniz balıkçılığı pahalı bir meslek. Bunu genelde Karadenizli balıkçılarımız yapıyor.

Hamsi ile özdeşleşen bu insanlarımız, yıllardır Ege’de de ağ atıyor. Bu konuda zaman zaman yakınmalar olmuyor değil. Trol’le avlanma kıyılarımızda balıkçılığımızı öldürmüş durumda.

İşte bu noktada devletimizin de, balıkçımızın da üzerine düşen görevi yapması şart.

Bir kere yasak olan trol kullanımı, sıkı sıkıya denetlenmeli.

İkincisi ise balıkçımız Trol kullanarak altın yumurtlayan tavuğu kesmemeli.

Günübirlik politikalar bu işi çözemez. Bir süre sonra, ne balıkçı yakalayacak balık bulabilir, ne de halkımız yiyecek balık. Bu konuda kim üzerine ne düşüyorsa yapmak zorunda.

Geriye kültür balıkçılığı kalıyor.

Çiftliklerin kıyı ve koylarda konuşlanması, hem denizlerimizi kirletti, hem de çiftliklerde kullanılan yemlerin antibiyotik ihtiva ettiği yolundaki iddialar, insanımızı balıktan soğuttu. Bu konuda da doğruyu bulmamız gerekiyor.

Çiftlikçiler “sağlıklı” derken, bilim dünyasının bazı kesimleri ve çevreciler başta olmak üzere karşı çıkıyor. Bu da ister istemez milletin kafasını karıştırıyor.

Sonuç olarak ne yaparsak yapalım, şu balıkçılığı ve balık kültürünü, tüketimini öğrenmek zorundayız. Beyin gelişiminden, kanser ve şeker hastalığından korunma, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi birçok faydası bulunan balık, gelecek nesiller için önemli.

Tüketim Avrupa’da yıllık kişi başı 25 kilogram. Bu rakam Japonya’da 80 kiloya kadar çıkıyor. Belki Japonlar kadar balıkçı olamayız ama Avrupa’ya yaklaşmamız gerekiyor. O halde, devlete de, balıkçılıkla uğraşanlara da, Türk halkına da düşen görevler var. Elbirliği ile balıkçılığımızı geliştirelim. Bu konuda hiç olmazsa milliyetçi davranalım. Ne denizlerimizi kirletelim, ne balık neslimizi kurutalım, ne de balıksız kalalım.

Ümit Örs
Tarım Gazetecisi
tarimdedektifi.com


Sosyal Medyada Paylaş
  • 51
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

İlginizi Çekebilir

Yaşlı Dünyamız Bir Yaşına Daha Giriyor

Sosyal Medyada Paylaş        Kelime anlamıyla yeni gün demek olan Nevruz, ülkemizde 21 Mart olarak bilinse de. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Tema indir